301 Madencinin Yaşamını Yitirdiği Soma Faciasında Kamu Görevlileri Yargılanmaya Başladı.

HABER: FATİH ÖZKILINÇ-OSMAN BEKAR KAMERA: KERİM UĞUR

(MANİSA)- Soma’da 301 işçinin yaşamanı kaybettiği Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında meydana gelen faciayla ilgili kamu görevlilerinin yargılandığı davanın bugün yapılan ilk duruşmanın ardından açıklamalarda bulunan madenci aileleri adalet istedi. Madenci yakını Naciye Kaya, “Suçun sahibi yok. Neredeyse ölenler suçlu diyecekler” derken, faciada eşini yitiren Gülfidan Köse ise “Katiller dışarıda, patron dışarıda. Mühendisler dışarıda. Enerji Bakanı dışarıda. İş güvenliği uzmanları dışarıda ama biz hala bunların içeri girmesi ve bir nebze adaletin peşindeyiz. Ama 10 yıldan beri bulamadık. Ülkede adalet yok” dedi. Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona da 10 yıla yaklaşan süreçte adaletin gerçekleşmediğini belirtti.

Soma’da 301 işçinin yaşamanı kaybettiği Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında meydana gelen facianın 10’uncu yılında kamu görevlilerinin yargılanmaya başlandığı davanın ilk duruşmasının ardından adliye önünde Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ve faciada yakınlarını kaybedenlerin aileleri açıklamalarda bulundu.

BAROLARIN KATILMA TALEBİ RET EDİLDİ

Beraberindeki avukatlarla birlikte açıklamada bulunan Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona, “Bugün tam 9 yıl 360 gün sonra, yani 10.yıla beş gün kala maden faciasına sebep olanların ilk ana davası olan özel şirket mensuplarının yargılanmış olduğu bu katliamla ilgili davadan çok sonra bugün faciaya sebep olan kamu görevlileriyle ilgili davanın ilk duruşmasına girdik. Adalete ihtiyaç olduğunda koşa koşa gelmesi gereken adalet, maalesef düşe kalka, seke seke, topallaya topallaya, yerde yata yata, yuvarlana yuvarlana 9 yıl 360 gün sonra ilk duruşmasına sebep olacak şekilde adalet tecelli etmeye çalışmıştır. Ama bugün şunu gördük; katılma taleplerimiz barolarımızın reddedildi ve meslektaşlarımızın madenci yakınlarının katılma talepleri de şu ana kadar kabul edilmiş değil. Değerlendirmeye alındı. Dünya tarihine geçmiş en büyük katliamlardan birisi olan bir işçi, iş kazası olarak değerlendirilemeyecek bir katliam olarak değerlendirilecek Soma davasını, Manisa Barosu Başkanlığı olarak barolarımızla, meslektaşlarımızla birlikte madenci yakınlarımızla birlikte, mağdurlarla birlikte takip ediyoruz” dedi.

“ADALET GERÇEKLEŞİNCEYE KADAR…”

“İsteğimiz adaletin bir kutup yıldızı olduğu ve geri kalan her şeyin onun etrafında döndüğü gerçeğiyle adaleti istemek” diyerek açıklamalarını sürdüren Rona, şunları kaydetti:

“Burada bulunan herkes adalet istiyor. Kimsenin torpil, kayırma derdi de  yok. Ama adalet bu isteğimize geç cevap veriyor. Diğer davada biliyorsunuz ki olası kastın bilinçli taksire döndüğü durumu ve sanıkların tahliye oldukları görülüyor. Ancak bugün geldiğimiz aşamada 10 yıla yaklaşan süreçte adaletin gerçekleşmediği ve halkın vicdanında bırakın madenci yakınlarının çekmiş olduğu acıyı görüyoruz, şahidiz.  Ama onların haricinde halkımızla kamu vicdanı da kesinlikle adaletin gerçekleştiği noktasında tatminkar değil. Adaletin gerçekleşmediğini kamuoyu da halkımızla tabii ki bu işin en çok acısını çeken madenci yakınları da gönülden görüyorlar. Manisa Barosu Başkanlığı olarak, İzmir Barosu olarak, Türkiye Barolar Birliği olarak meslektaşlarımızla, STK’larla siyasi partiler ve temsilcileriyle, halkımızla birlikte bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. 12 Eylül de gerçekleşecek olan ikinci celseye daha güçlü şekilde gelmeye devam edeceğiz. Adalet gerçekleşinceye kadar burada gördüğünüz hiç kimse ve arkasında görülen vicdanını adalet noktasına hassasiyetle taşıyan milyonlarca Türk halkı adaletin gerçekleşmesi noktasında bizim arkamızda olmaya devam edecektir.”

“ZAMAN AŞINA UĞRAMASI SÖZ KONUSU DEĞİL”

Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona, zaman aşımına ilişkin soruya ise “Meslektaşlarımız ve Manisa Barosu baştan itibaren bu konuda şunu çok net olarak ortaya koydular ve büyük mücadele verdiler. Burada uzatılmış bir zaman aşımı söz konusu. Zaman aşımına uğradığı noktasında sanık vekillerin elbette ki bu yönde talepleri oldu ama Türk Ceza Kanunu açık, 66’nci ve 67’nci maddeler açık. Burada zaman aşına uğraması söz konusu değil. Zaman aşımı, uzatılmış zaman aşımı. Yani zaman aşımını kesilmesi ve durması sebebiyle şu an itibarıyla zaman aşımıyla ilgili bir problem yok. Zaten o hususlar sayın mahkemece şu an değerlendirilmedi ileri ki safhada değerlendirecek hüküm mahiyetinde olduğu için. Ama biz zaman aşımı açısından bir sıkıntı görmüyoruz. Burada uzatılmış zaman aşımı var. İddianamede de bu husus yer alıyor” diye yanıt verdi.

“GECİKEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR”

Bir basın mensubunun “Davayı engelleyen bürokratlar hakkında suç duyurusunda bulanacak mısınız” sorusu üzerine de Rona, şunları söyledi:

“Böyle bir facia sonrasında 9 yıl 360 gün sonra yani 10’uncu yıla beş gün kala diğer yani kamu görevlileriyle ilgili yargılama başladı. Bu hukuk adına, adalet adına üzerinde cübbe taşıyan, bizler adına bir ayıptır. Halka olan adalet borcu açısından bir ayıptır ve vicdanları yaralayıcıdır. Bu kamu görevlileriyle ilgili meslektaşlarımızın suç duyuruları, Danıştay’a itirazları söz konusu oldu. 2019 yılında ve 2020 yılında Enerji Bakanlığı’yla ve Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’yla ilgili, bürokratlarla ilgili izinler izin verilmesi gerçekleştirildi. Bu kadar sürüncemede kalan süreçte meslektaşlarım madenci yakınının vekilliğini yapan kıymetli meslektaşlarım bu mücadeleyi sürdürdüler. ve Uzama sebebi Danıştay’ın ve özellikle Danıştay’ın verdiği kararlar neticesinde bozmalar, itirazlar ve yine ilgili kurumların bakanlıkların yapmış olduğu dirençtir. Bakanlıkların bu personelleri koruma noktasında göstermiş olduğu direnç sebebiyle maalesef bugüne kadar bu yargılama uzamıştır. Soma Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu yönde talepleri olmuştu. Danıştay en son olarak vermiş olduğu kararları 2019 ve 2020 yılında vermiştir. Yani geç verilmiş bir karardır. Adaletin tecellisi noktasında geciken adalet, adalet değildir.”

“KATİLLİLER SOKAKTA DOLAŞIYORLAR”

CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise “301 ne kadar kolay söylüyoruz değil mi? Havadan, sudan bahseder gibi. 450 çocuk babasız kaldı. 10 yıldır bu davayı takip ediyoruz. İşte Naciye ablam olsun, Gülsüm ablam olsun, yani yeri geldi Akhisar’da ekmeğinizi paylaştık, oturduk hep birlikte ağladık. Bu Türkiye kamu vicdanında inanılmaz, onarılması çok zor bir yaradır. Çünkü Selçuk Kozaçlı, Can Atalay tutuklu iken şu anda 301’in katillileri sokakta dolaşıyorlar. ve kimse suçlu değil gibi. O yüzden biz adalet hep de olsa lütfen yerini bulsun istiyoruz” dedi.

“SUÇUN SAHİBİ YOK”

Madenci yakını Naciye Kaya ise “10 yıldır adalet arayışımız bitmedi ve bitmeyecek. Ama bulmadık bulacağımıza da umudum yok açıkçası. Maden kazasının davası Türkiye’ye kara bir leke olarak kalacaktır. Bizim çektiğimiz acılar cabası biz bu uğraşımız bir daha böyle bir katliam olmasın diye. Caydırıcı cezalar verilsin. Mahkemeye iki sanık gelmiş sanık ‘Ben buraya neden getirildim’ diye soruyor. Birisi iki ay önce denetim yapmış madene ‘Benim suçum yok’ diyor. Kazadan iki ay önce sen denetim yaptığı söyleniyor ama iki ay sonra 301 işçi madende ölüyor. Acaba denetim yapmasa kaç kişi ölecekti? Suçun sahibi yok. Neredeyse ölenler suçlu diyecekler. 5 gün sonra 13 Mayıs benim tek isteyim 13 Mayıs’ta kimse bizi yalnız bırakmasın” dedi.

“DOĞRU DÜRÜST DENETLENSE ŞU ANDA AMASRA, İLİÇ, ERMENEK OLMAZDI”

Faciada yaşamını kaybeden Uğur Çolak’ın annesi Gülsüm Çolak da “Aradan on yıl geçti. Onuncu yılı dolduruyor artık. Acı ne derlerse acı çektikçe pişen bir şeymiş. Çektikçe kendine daha böyle tanımlayan bir şeymiş. Geç gelen adalet, adalet midir? Bizim gözümüzde adalet sistemi insanın cebine göre işlememesi lazım. Adalet herkese eşit olması gerekiyor. Bu saatten sonra yargılanmış, yargılanmamış ne kadar önemli olduğunun hiç önemi yok. Bizim acımız hala acı. Canımız çok acıyor. 301 tane anne, 301 tane baba, kardeş 301 tane eş, 450 çocuk. Kamu görevlilerinin yargılanmasında benim zerre kadar hani umut verici bir şey yok. Adamlar neden geldiğini bile bilmiyorlar. Yani yaptıkları görevin ne olduğunu bile bilmediğini anladık biz burada. Yani eğer bunlar doğru dürüst denetlense şu anda Amasra, İliç, Ermenek olmazdı, herkes işini dört dörtlük yapsaydı. Bunların sistemi ne olmuş biliyor musun? Salla başını, al maaşını. Böyle olmaması gerekiyor. Herkesin sorumluluğunu bilmesi gerekiyor. Bizim çocuklarımız onlara emanetti. Devlete emaneti. Devletin görevi nedir? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Ama devlet halkını öldürüyor” diye konuştu.

“10 YILDIR ACILARIMIZ AYNI”

Faciada eşi Erdoğan Köse’yi yitiren Gülfidan Köse ise “10 yıldır acılarımız aynı. 10 yıldan beri bu acıyla yoğrula yoğrula, bunun yanında da adalet araya araya mücadelesini verdiler. Ama yorulduk artık. 10 yıldan beri istediğimiz adaleti bulamadık. 10 yıl sonra yine 13 Mayıs’ımız geliyor. Tekrar bu davalar çıktı. İyi bir sonuç alamadık. İyi bir ceza alamadık. Katiller dışarıda, patron dışarıda. Mühendisler dışarıda. Enerji Bakanı dışarıda. İş güvenliği uzmanları dışarıda ama biz hala bunların içeri girmesini ve bir nebze adaletin peşindeyiz. Ama 10 yıldan beri bulamadık. Ülkede adalet yok” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

1.VİDEO

MANİSA BARO BAŞKANI AÇIKLAMA

CHP MANİSA İL BAŞKANI AÇKIKLAMA

2.VİDEO

MADENCİ YAKINI NACİYE KAYA RÖPORTAJ

MADENCİ YAKINI GÜLSÜM ÇOLAK RÖPORTAJ

MADENCİ YAKINI GÜLFİDAN KÖSE RÖPORTAJ

ADLİYE BİNASININ DIŞINDAN DETAY

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir